Hukukun Küresel Sembolü: THEMİS

GİRİŞ

Avrupa başta olmak üzere, dünyanın herhangi bir coğrafyasına gittiğinizde onun bir replikasıyla karşılaşmamanız içten bile değil. Japonya, Nijerya, Bangladeş, Brezilya, İran, Avustralya; heykellerine rastlayabileceğiniz ülkelerin yalnızca birkaçı. Küreselleşmenin günümüz kadar hızlı olmadığı dönemlerde globale taşınmış, adalet ve hukuk denilince akla gelen ilk sembollerden biri olmuş, yargı sistemlerindeki ahlaki gücün alegorik bir personifikasyonu[1]: Tanrıça Themis.

GEÇMİŞE UZANAN KÖKLER

Antik Yunan mitolojisi ve inanışında Themis, toprak ve hava tanrısı olan Gaia ve Uranüs’ün 12 çocuğundan biri ve Zeus’un ikinci eşi olan Titan tanrıçadır. İnsan yapısı kanunlardan ziyade ilahi yasalarla ilişkilendirilmiştir. Kelime anlamı ise “koymak, yerleştirmek” anlamına gelen Yunanca títhēmi (τίθημι) fiilinden türemiş “yerine koyulan/yerleştirilen şey” demek.

Themis’in geleceği görme yeteneği, onun Delphoi’deki kehanet merkezinin en önemli simalarından biri olmasını sağladı. Bu durum zamanla onun ilahi adaletin tanrıçası olarak kabul edilmesinin önünü açtı. Çağlar sonra değişecek versiyonundan önce, Themis’in klasik dönemdeki tasvirlerinde gözü bağlı değildi çünkü kehanet yeteneği sayesinde gözlerinin kör edilmesine ihtiyacı yoktu. Elinde bir kılıç da tutmuyordu; o baskıyı değil, ortak rızayı temsil ediyordu.[2]

SEMBOLİK YAKLAŞIM

Heykeli kısaca betimlemek gerekirse, genel olarak sol elinde terazi diğerinde kılıç tutan, gözü bağlı bir kadın olarak tasvir edilmektedir. Bu semboller tümden değişmese de kimi sanatçılara göre kompozisyonda farklılık arz edebilir.

Birçoğumuzun da bildiği üzere, bu semboller belirli anlamlara sahip. Terazi; hukukun eşitlik arayışını, kefelere eklenen delil ve iddia yükünün kendi aralarındaki dengesini ifade etmektedir. Bu üç sembol arasında belki de en eski kökene sahip olan terazinin adalet kavramını temsil etmek için kullanılması Antik Mısır’a kadar uzanır.

Ölüler Kitabı’nın 25. büyüsüne göre, cenaze merasimlerinin çakal kafalı tanrısı Anubis, ölen kişinin kalbini; doğruluk, hakkaniyet, dürüstlük ve adalet ideallerini temsil eden tanrıça Maat’ın “hakikat tüyü” ile tartardı. Kalbi temiz (hafif) çıkan merhum ahirete kabul edilir, aksi takdirde timsah kafalı bir canavar olan Ammit’e yem edilirdi.[3] Bu sembol Mısır’ın ardından Yunanlar ve Romalılar tarafından da benimsenip günümüze kadar anlamını korudu.

Kılıç ise, amiyane tabirle, adaletin hızlılık ve nihailiğini vurgulamaktadır. Daha açıklayıcı bir şekilde ifade etmek yerinde olacaktır ki hızlılık; geç gelen adaletin adalet olmadığını, yargılama mekanizmasının en çabuk şekilde uyuşmazlığa çözüm getirmesi gerektiğini, keskinlik ise yargılama sonucu varılan kararın bağlayıcılığını ve uyuşmazlığa son nokta olduğunu belirtmektedir.

Heykellerde varlığı değişkenlik gösteren göz bağı ise adaletin tarafsızlığını, kişinin dış görünüşü, statüsünün karara etki etmediğini belirtmek amacını taşımaktadır.

THEMİS’İN KÜRESELLEŞME SÜRECİ

Roma İmparatorluğu’nun Antik Yunan kültürünü ve felsefesini kendi hukuk sistemine entegre etmeye başlamasıyla birlikte Themis’in dünyaya açılması adına ilk adımlar atıldı. Romalılar, Themis’i kendi kültürlerine uyarlayarak ona Justitia (Lady Justice) adını verdiler. İngilizce ve Fransızcada adalet anlamına gelen “justice” de bu şekilde türemiş oldu.

Yunanlar için Themis daha çok “doğal ve ilahi düzen” demekken; Romalılar, Justitia’yı doğrudan devletin, kanunların ve yargılamanın somut simgesi haline getirdi.[4] Bu şekilde Themis heykelinin üzerinde bulunan semboller de kısmen de olsa anlam değiştirmeye ve yenilenmeye başladı. Heykelin sağ eline kılıç tutuşturuldu ve bu; devletin, hukukun yaptırım gücünü simgelemeye başladı.

Uzun süredir uykuda olan antik kültürün toprağın altından yeniden filizlenmeye başladığı Rönesans döneminde, yolu sanatla kesişen Themis bu sayede küreselleşme basamaklarını hızla çıkmaya devam etti.

Adalet Alegorisi, Raphael Sanzio

Bu dönemin dört büyük sanatçısından biri olan Raphael, Lady Justice örneklerinin belki de en bilinenlerinden birini Vatikan Sarayı’nda bulunan Stanza della Segnatura’nın tavanına resmetmiştir. Ressam, odanın tavanındaki madalyonda Lady Justice’i tahtta otururken bir elinde yukarı doğru kalkmış kılıç, diğer elinde dengede duran terazi ile tasvir etmiştir. Görselde göz bağı bulunmadığı fark edilecektir, buradan da anlaşılacağı üzere o dönemde bu sembol henüz yaygınlık kazanmamıştır. Etrafındaki putti (küçük melekler), Roma hukukunun temel ilkesi olan “Ius suum unicuique tribuit” (Herkese hakkını vermek) yazılı levhalar taşımaktadır. Bu açıdan fresk; yalnızca adaletle değil, hümanist felsefeyle de ilişkilendirilebilir.

Bern Adalet Çeşmesi, Hans Gieng

Orta Çağ ve Rönesans kentlerinde çeşmeler sadece su ihtiyacını karşılamaz, kentin değerlerini de yansıtırdı. İsviçreli Rönesans heykeltıraşı Hans Gieng tarafından tasarlanıp yapılan Bern Adalet Çeşmesi, tam olarak bu amaç ile yapılmış, Themis sembolünün en orijinal örneklerinden biri. Her kültürün bu küresel sembole kendinden ögeler kattığını da bu heykel sayesinde dile getirebiliriz.

Heykelin en dikkat çekici kısmı, Lady Justice’in ayaklarının dibinde yer alan 4 küçük büsttür. Bu büstler Rönesans hümanizmine göre dört farklı hükümet formunu, dört dünyevi gücü temsil etmektedir: teokrasi (papa), monarşi (imparator), otokrasi (sultan) ve cumhuriyet (kent belediye başkanı).[5]

Dünyadaki hiçbir makamın, dini veya siyasi liderin adalet kanunlarının üstünde olmadığını simgeleyen bu eser 1986 yılında vandalizm kurbanı olmuştur. Şu an ziyaret edilmekte olan heykel eskisinin bir replikası olup orijinal heykel Bern Tarih Müzesi’nde koruma altındadır.

Aynı dönemde adalet saraylarının duvarlarına da fresk olarak işlenen, heykelleri yapılan Justitia/Themis figürü, sanatsal bir estetik kazanarak Avrupa kentlerine yayılmıştır.[6]

Themis’in küresel bir kimlik kazanmasındaki en büyük kırılma 15. yüzyılın sonunda yaşandı. İlk başlarda gözü açık olan tanrıça, 1494 yılında Alman hümanist Sebastian Brant’ın “Aptallar Gemisi” (Narrenschiff) adlı hiciv kitabında Albrecht Dürer’in çizimiyle ilk kez gözü bağlı olarak resmedildi. İlk başlarda “adaletin körlüğünü ve cehaletini” eleştirmek için yapılan bu çizim, kısa sürede tam tersi bir anlam kazandı.[7]

Aydınlanma Çağı filozofları ve hukukçuları, göz bağını “tarafsızlık, nesnellik ve imtiyazsızlık” simgesi olarak benimsedi. Bu sembol, modern hukukun en temel ilkesine dönüştü ve dünyadaki kabulünü hızlandırdı.

18 ve 19. yüzyıllarda Avrupa devletlerinin küresel hakimiyeti ve hukuk sistemlerini ihraç etmesi, Themis’i dünyanın her köşesine taşıdı.

Napolyon Kanunları (Code Napoléon) ve İngiliz Ortak Hukuku (Common Law) dünyanın dört bir yanına yayılırken; kurulan yeni mahkeme binalarının mimarisinde ve kurumsal kimliğinde Themis (Lady Justice) figürü standart bir mimari öge haline geldi.[8]

The Palazzo di Giustizia, İtalya

Amerika’dan Asya’ya, Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar modernleşen tüm hukuk sistemleri, evrensel adalet anlayışını ifade etmek için bu ortak dili benimsedi.

SONUÇ

Antik Yunan’ın ilahi düzeninden Mısır’ın hakikat tüyüne, Roma’nın devlet yaptırımından Rönesans’ın yeniden doğuşlarına kadar Themis; insanlığın adalet arayışında günümüze kadar varlığını koruyan ikonik bir sembol olmuştur. Toplumsal gerçeklikler ile şekillenip değişen, yeni kimlik kazanan dönüşümleri ile dünyanın birçok noktasında gözlerimizin önünde. Kendisi coğrafyalar, rejimler ve çağlar değişse de insanlığın idealize ettiği ortak adalet arzusunu hatırlatmaya devam etmektedir.

KAYNAKÇA

[1] Hamilton, Marci (2005). God vs. the Gavel. Cambridge University Press. sy. 296The symbol of the judicial system, seen in courtrooms throughout the United States, is blindfolded Lady Justice.

[2]Cathleen Burnett, “Justice: Myth and Symbol,” 11 Legal Stud. F. 79, 80 (1987).

[3]Wallis Budge, E.A. (1929). The Book of the Dead. The British Museum.

[4]Stein, Peter. Roman Law in European History. Cambridge University Press, 1999.

[5]  Hofer, 319. Ursula Schneeberger believes this traditional interpretation to be erroneous; in her opinion, the figure represents a king. See Schneeberger, 158.

[6]Stein, Peter. Roman Law in European History. Cambridge University Press, 1999.

[7]Resnik, Judith & Curtis, Dennis. Representing Justice: Invention, Controversy, and Rights in City-States and Democratic Courtrooms. Yale University Press, 2011.

[8]Merry, Sally Engle. Colonizing Law: Rome and the Comparative Study of Law. Law & Society Review, 1991.

Nazlı Yaren KAZANCIOĞLU